ETKİNLİKLER VE DUYURULAR

Kategoriler

Kimler Çevrimiçi

6 ziyaretçiler şu anda çevrimiçi
6 misafir, 0 üye

Yapımcı Ziyaretçi kökeni

YAŞAMIN+Ö..

berat_kandili

VEFA VE VEFAT!

köy

 

17/07/2010 Cumartesi günü saat 05:15’de Gülbeyaz ÇAKAR’ın vefat haberi alınmıştır. Cenaze Uğur köyünde olması nedeni ile sabah erken saatlerde dernek lokalinde toplanmıştır. Acil karar ile köye intikal için iki adet otobüs ayarlanmış ve saat 14:00’de Yayla camiinin önünden hareket ettirilmiştir. Akraba, köylü ve komşu olarak bu intikale 100’e yakın kadın, erkek ve çocuk iştirak etmiştir. Amasya ve Reşadiye yolların da yapılan yol çalışmaları da eklenince 20 saate yakın karayolu ile köye varılmıştır. Merhumenin cenaze namazı kılınarak köyün kabristanına defnedilmiştir.  Taziyeler ise okul bahçesinde Oğulları Mesut ve Çağlar ÇAKAR, Eşi Davut ÇAKAR, Babası Cemal ÖCALAN, Abisi Erdoğan ÖCALAN ve diğer akrabaları tarafından kabul edilmiştir. Ayrıca cenazeye yakın ve komşu köylerden katılım oldukça fazlaydı. Yenilen yemek ve yapılan dualardan sonra otobüsler saat 15:00’de tekrar İstanbul’a dönmek için hareket ettirilmiştir. İstanbul’a sabah 08:00’de varış yapan otobüs de ki vatandaşlar sağ salim ev ve işyerlerine dağılmışlardır.

Bırakın komşusunu, akrabasının iki adımlık cenazesine gitmeyen gençlerin olduğu bu günlerde Erzincan, İliç, Enbiye köyü mensupları görevlerini en büyük fedakarlıklarla icra etmiş ve etmeye de devam edeceklerdir. İster cenaze, ister hastalık ya da düğün-nişan… Bunun hiçbir farkı yok. Bu insanlar şimdiki genç kuşağın söylemi ile dağın başı denilen yerde; önce insanlığı, sonra vefayı sonra akraba ve sahiplenmenin ne olduğunu öğrenmiş. Bugün nerelisiniz diye sorduklarında şüphesiz göğsünü gere gere Erzincan, İliç, Enbiye köylüyüm derken sıkılmadan, utanmadan söylemek boynumuzun borcudur. Önemli olan o köyü gidip-görmek ya da yaşamak değildir. Atalarının orda bir hayat kurup bizleri bugünlere getirebilmenin vefasıdır. Hamd olsun ki  böyle bir kavmin nesilleriyiz.

 

Murat ÖCALAN

VEFAT

vefat

Köylümüz Cemal ÖCALAN’ın kızı, Davut ÇAKAR’ın eşi “Gülbeyaz ÇAKAR” hanımefendi vefat etmiştir. Cenazesi 17.07.2010 tarihinde Erzincan İliç Uğur köyünde defnedilecektir. Acil olarak dernekte toplanılmasını rica ederiz.

Uğur Köy Dernek Yönetimi

MİRAÇ KANDİLİ

mirac_kandili

VEFAT

vefat

Köylümüz Hikmet ve Yüksel SUZAN’ın anneleri Husna SUZAN hanımefendi vefat etmiştir. Cenazesi 07.07.2010 Çarşamba günü İkindi namazına müteakip Kurtuluş Hasan Zeynep camiinden kaldırılacaktır. Taziyeler ise kadınlar dahil olmak üzere dernek lokalimizde kabul edilecektir. Tüm köylülerimize duyrulur. Köy Dernek Yönetimi olarak merhumeye Allahtan rahmet kederli ailesine sabırlar dileriz. Uğur Köy Dernek Yönetimi

REGAİP KANDİLİ

kandil

nişan tebrik

Köylümüz Mustafa ÖZMEN’ in oğlu ve köyümüz dernek yönetiminde genel sekreter olan Atilla ÖZMEN dünya evine girmiştir. 09/05/2010 Şişli Kültür Merkezinde yapılan Nikan töreni ile evlenen Ayfer ve Atilla ÖZMEN çiftine mutlu yarınlar diler ve tebrik ederiz. 

Uğur Köy Dernek Yönetim Kurulu

23 NİSAN ÇOCUK VE ULUSAL EGEMENLİK BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami

HOŞGELDİN BAHAR

bahar1hy2

 

Bahar, alıp başını gitmelerin mevsimidir. Sebepsiz yere bazen… Önünü ardını hesaplamadan… Hesapsız, kitapsız çekip gitmelerin mevsimidir bahar…

Bir bakarsınız kekik kokulu bir nisan sabahı koparıp alıverir sizi hayattan… Çiçek açmış bir kiraz ağacının hayaliyle yollara düşersiniz.

Demir alır gönlünüzün limanındaki gemiler… Açılır gidersiniz…

Aradığınız belki yüzülmemiş denizlerdir, belki keşfedilmemiş sevdalar, belki hiç yazılmamış satırlar…

Yüzmenin, sevmenin, yazmanın heyecanıyla coşarsınız.

Dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda… Ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında…

Elele tutuşur yürürsünüz içindeki çocukla…

O’nu büyütmekten korkarak…

* * *

Önünde bir nisan sağanağı varsa, geriye dönüp bakası gelmez insanın…

Oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin… Kışı birlikte aştığınız dostluklar sımsıcak durur yüreğinizde… Sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaadeder ardınız sıra…

Gel gör ki baharın kokusu dayanılmazdır. Ilık bir rüzgar ruhunuzdaki isyanı okşar. “Hadi sokağa” diye bağıran sirenler çalar içinizden… Derinliklerinizde tutuşturulmayı bekleyen alevler kı vılcımlanır. Kalbinizden havalanan güvercinlere şaşakalırsınız.

Sanki gitmek sadakattir: kalmaksa ihanet…

100 günü aşkındır bu köşede Yeni Yüzyıl haftasonlarında birlikte olduk sizlerle…

Güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde… Mahzunlaştığımız da oldu, çocuklaştığımız kadar…

Yeni sözler söyleme derdine düştük, eskiye sırtımızı dönmeden…

Zorlu bir kışı, kırık dökük satırları ufalayıp ateşleyerek geçirdik.

Yeni bir yüzyılın silueti gülümsedi siz sayfaları çevirdikçe… “Ha doğdu, ha doğacak” denilen gazete, yeni kızlar, yeni oğlanlar doğurdu yeni doğacak bir yüzyıl için…

Sonra nisan geldi…

Sokakta direnilmesi imkansız bir çimen kokusu… içinin bir yerinde yuvadan erken ayrılmanın, sokakta hırpalanmanın korkusu…

Lakin bahara söz geçirmek ne mümkün…

Bir kez çiy düşmeye görsün kış mahmuru bedenlere…

…Coşkuları dizginleyebilene aşkolsun…

* * *

Bu yüzden izin istiyorum sizlerden… Bu köşe (kış köşesi) baharla buharlaşıyor.

Geriye bakınca hüzünleniyorum elbet…

Çünkü geride güzel bir doğuma ortak olmanın tatlı heyecanı var. Ve paylaşılmış köşelerde benzer duyarlılıklar… Ve sımsıcak dostluklar…

Ama önümsıra yüzülmemiş denizlerden iyot kokuları çarpıyor burnuma… Yeni Yüzyıl’ın ilham verdiği baharlar çağırıyor.

Şimdi gitmek sadakattir, kalmaksa ihanet…

O yüzden bir an önce kanatları takıp, uçmakta yarar var… Yeni baharlarda, yepyeni bahar şarkıları söyleyebilmek için…

Hep beraber…